Der erste Elektronische Pilger-Markt in Vereinigte Staaten
         
1-646-233-1517
Kosten für ein lokaler Anruf
Holen Sie sich ein Angebot per E-Mail

Hadsch und Omra News

Übertragung der Predigt von Arafat 2011 auf GO-Makkah
Am Samstag, 5. November 2011, eine sehr wichtige khutba (Predigt) wird, wie bei jedem Hadsch, zur gesamte muslimische Gemeinschaft (Umma), während die Pilger auf dem Berg Arafat stehen,...

Tipps für den Hadsch

Tipps für den Hadsch

Quoten

Jedes Jahr werden die Quoten bezueglich der Anzahl der Pilger pro Land und Agentur von Saudi-Arabien festgelegt . Diesen Quoten entsprechend sind die Visen bewilligt. Es ist sehr wichtig, ein spezielles Hadsch-Visum zu haben,um die Pilgerfahrt...

Medienraum

Medienraum
GO-Makkah war in der 2010 Hadsch und Omra Ausstellung anwesend. Diese prominente Anwesenheit erloeste die Anerkennung der Besucher, sowohl als auch Zahlreiche geschaeftliche Kontakte,

Hadsch- Schule

Fehler in dern ersten zehn Tage Dhul Hidschah
In einem anderen Artikel haben wir über die Vorzüge der ersten zehn Tage Dhul Hidschah gesprochen. Allerdings werden von den Muslimen viele Fehler an diesen Tagen begangen.1 - Einige...
<< Zurück

Haccı tamamlanması Engellenen Hacılar


dede

Nafi anlatıyor:

Abdullah İbnu Abdillah ile Sâlim İbnu Abdullah geldiler ve Abdullah İbnu Ömer (ra)'le konuştular: Kendisine: 

"Bu yıl haccı terk etmen sana bir zarar vermez. Zîra biz, halk arasında savaş çıkıp seninle Beytullah arasına girileceğinden korkmaktayız" dediler. Abdullah onlara: 
"Benimle Beytullah arasına girilerek engel çıkarılırsa, ben de Kureyş'in Hz. Peygamber'le Beytullah arasına girdiği zaman Resulullah'ın davrandığı şekilde davranırım. Şahit olun, şu anda umreye niyet ettim!"dedi ve derhal kalkıp Zülhuleyfe'ye gitti. Umreye niyet ederek ihram giydi, telbiye getirdi. 
Sonra şunu söyledi: "Yolumu serbest bırakırlarsa umremi tamamlarım. Beytullah'la aramda engel olurlarsa Resulullah (sav)'ın yaptığı gibi yaparım." Ve şu ayeti tilâvet etti. (Meâlen): 'Resulullah'ta sizler için güzel örnek vardır". 
Sonra yoluna devam etti ve Beyda sırtına kadar geldi. Orada: "Bunların ikisinin hükmü de aynı. Eğer benimle umrem arasına girip mâni olurlarsa haccıma da mâni olmuşlar demektir. Sizleri şahit kılıyorum, umre ile birlikte hacca da niyet ettim" dedi. Yoluna devam etti. Kadid'e geldiği zaman bir kurbanlık aldı. Sonra (Mekke'ye girip) hac ve umre her ikisi için tek bir tavaf yaptı. 

İbnu Abbâs (ra) anlatıyor:

 Minâ'da iken, ifâza tavafından önce, hanımına cinsî temasta bulunan bir kimse hakkında sorulmuştu, bir bedene kesmesini emretti." Bir rivayette şöyle demiştir: "İfâzadan önce ehline temas eden kimse (ceza olarak) yeni bir umre yapar ve bir de kurban (hedy) keser.

Sâlim (r.a) anlatıyor:

 İbn Ömer, hacta şart koşmayı kabul etmeyerek şöyle derdi: “Rasûlullah (s.a.v)’in sünneti size yetmiyor mu? Eğer sizden birinizin hac yapmasına bir engel çıkarsa, Kâbe’yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa’y eder ve ertesi sene tekrar hac yapıncaya kadar ihramdan çıkar kurbanı varsa gönderir yoksa yerine tutulması gereken orucu tutar.”

Misver (r.a) anlatıyor:

; Hz. Peygamber'in Hudeybiye'de tıraş olmazdan önce kurban kestiği ve ashabına da kurbanı tıraştan önce kesmelerini emir buyurduğu nakledilmiştir

Nafi anlatıyor:

Abdullah b. Abdullah ve Sâlim b. Abdullah (ra) haber verdiklerine göre Abdullah b. Ömer’e bu sene hac yapmaman sana zarar vermez çünkü Kâbe’yi tavaf etmemize engel çıkmasından korkuyoruz dedi. O da şöyle dedi: “Biz Rasulullah (s.a.v) ile beraber yola çıkmıştık, Kureyş kâfirleri Kâbe’yi ziyaretimize engel oldular. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) kurbanını kesti, başını traş etti.”

Nafi anlatıyor:

Abdullah bin Ömer Umre niyetiyle Mekke’ ye yola çıktığında, Kâbe’ye ulaşmakta engellenirse şöyle demişti: "Benimle Beytullah arasına girilerek engel çıkarılırsa, ben de Kureyş'in Hz. Peygamber'le Beytullah arasına girdiği zaman Resulullah'ın davrandığı şekilde davranırım.”Umreye niyet ederek ihram giydi, telbiye getirdi. Hac ve Umre hükümleri aynı diye düşündü ve "Bunların ikisinin hükmü de aynı Sizleri şahit kılıyorum, umre ile birlikte hacca da niyet ettim" dedi. Yoluna devam etti. Sonra (Mekke'ye girip) hac ve umre her ikisi için tek bir tavaf yaptı.

Abdurrahman b. ebî Leylâ’ anlatıyor:

 Ka’b b. Ucre (r.a)’den aktarılmıştır. İhramlı olarak Peygamber (s.a.v)’in yanında bulunuyordum. Başımdaki bit, pire vs. beni rahatsız ediyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), traş olmamı emretti. Sonra şöyle buyurdu: “Ya üç gün oruç tut, ya altı. Fakiri ikişer müd yiyecek vererek doyur. Ya da bir koyun kes bunlardan hangisini yaparsan cezasını ödemiş olursun.”

 

Ka’b b. Ucre (r.a.) anlatıyor:

Benim saçlarım kulak memesine kadar uzamıştı o derece bit vardı ki yüzüme dökülmeye başladı. Peygamber (s.a.v.) bana uğradı ve saçındaki bitler seni rahatsız ediyor olmalı dedi. Ben de evet dedim. Rasûlullah (s.a.v.): Tıraş ol buyurdu ve bu ayet nazil oldu. “İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa (2.196)” Sonra şöyle buyurdu: Ya üç gün oruç tut, ya altı. Fakiri ikişer müd yiyecek vererek doyur. Ya da bir koyun kes bunlardan hangisini yaparsan cezasını ödemiş olursun.

 - Abdullah Ibnu Ma'kil (ra) anlatıyor:

"Ka'b Ibnu Ucre (ra)'ye "Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lazımdır" Dedi ki: "Başımda bitler kaynaştığı halde Resulullah (sav)'a götürüldüm. Beni görünce: "Meşakkatin, bu gördüğüm dereceye ulaşacağını zannetmezdim. Bir koyun bulabilecek misin?" dedi. "Hayır" cevabini verdi. (Bunun üzerine su ayet nazil oldu: "...İçinizde hasta olan veya başından rahatsız varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir..." Resulullah (sav): "üç gün oruç tut veya her fakire yarım sa' yiyecek vermek suretiyle altı fakiri doyur, başını tras et" dedi. Bu ayet hassaten benim hakkımda nazil oldu, ancak umumen hepimize samildir." (1sa’ = yaklaşık 3 kilo)

Abdurrahman b. Ebi Leyla anlatıyor:

(Ka’b bin Umre’nin konuşmasını anlatıyor) Yüzünden bitler yere düşerken Resulullah onu gördü. Ona sordu: “Bitler seni rahatsız ediyor mu?” o ise acılı bir şekilde cevap verdi. Ardından Hudeybiye’deyken ona tıraş olmasını emretti. O vakitte ihramı bitirmeye izinli değillerdi ve hala Mekke’ye girmeyi ümit ediyorlardı, ardından Allah Fidye ayetini vahiy etti. Resulullah ona altı fakiri doyurmasını veya bir koyun kurban etmesini veya üç gün oruç tutmasını emretti.

Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bu beyti (Kâbe’yi) hac eder ve hac esnasında yapılmaması gereken işlerden olan kadınlarla ilgilenmez, her türlü kötülük ve günahı da bırakırsa anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur.” 

Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor:

 Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bu beyti (Kâbe’yi) hac eder ve hac esnasında yapılmaması gereken işlerden olan kadınlarla ilgilenmez, her türlü kötülük ve günahı da bırakırsa anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur.”